AKKUM - AKKUM TATİLYA
Kızkalesi'nden Silifke'nin Hüseyinler Köyü'ne giden asfalt yolun 5. Km. sinde batıya ayrılan 2 Km. lik taşlık yolun sonunda Şeytan Deresi vadisine varılır.
Bu vadinin dik yamacında, kayaların yüzünde 9 niş içerisinde M.S II. yüzyıldandan kalma 11 erkek, 4 kadın, iki çocuk ve bir dağ keçisi kabartması vardır.
Bazı nişlerin alınlığında Roma kartalı kabartması görülür.
Kabartmalar İ.S.2 yy'a terihleniyor.
Mersin Kızkalesi civarında yer alan, aynı adlı kanyon içinde bulunan geç helenistik çağ ile erken roma devrine denk gelen dönemde bu bölgede yaşayan yerli halk tarafından helen heykeltraşları taklit edilerek yapılmış olan ve bölgenin antik dönemdeki yöneticilerine (asker-rahip krallar) ve ailelerine ait olan muhtelif eserlerdir.
Adamkayalara yukardan beyaz toprak bir yoldan (yolda yeni yapılmış deniz manzaralı müstakil evleri göreceksiniz ) ulaştığınızda (zira yol bitiyor bir noktadan sonra) sizi öncelikle bölgedeki taşlara kırmızı boyalarla bırakılmış ok işaretleri karşılıyor. ok işaretlerini meraklı ve dikkatli bir şekilde izlemeye başladıktan biraz sonra sizi muhteşem kanyon manzarası bekliyor. mersin'de çamlıyayla, limonlu çay, uzuncaburç gibi pek çok yerde görmeye alıştığınız kanyon ve benzeri yapıların en etkileyicisi adamkayalar kanyonu olsa gerek. tek başına bile uzun süre temaşa etmeye değer bu kanyonun aşağısında çoktan kurumuş şeytan deresi ve vadisini görüyorsunuz. şeytan deresi'nin yerinde , bölgenin kalkerli yapısından kaynaklı, bembeyaz bir hat kıvrıla kıvrıla uzuyor. yukardan kanyona bakarken başınızı sola çevirdiğinizde ise tek başına yeter kanyon manzarası şam'da biten kayısı tadına ve lezzetine bürünüyor birden. kanyon yarığından vadi akdeniz'e doğru uzanıyor ve denizi gördüğünüz açıklığın sonunda gözlerinizi muhtemelen buraya gelmeden önce ziyaret etiğiniz kız kalesi karşılıyor.
Bakmaya doyamadığınız manzara bir temaşa şölenine ister istemez dönüşüyor. kanyonun özellikle sayrıl (olmaya aday) karakterli bünyelerde uyandırdığı derin ayrılık, dip yapma, hızlı düşüş, sancılı ve/veya ayrık süreç, sürünceme, vuslat duyguları manzaraya karşı bir sevda düşürüyor bu bünyelerin içine.
Teke figürlerine sahip bünyeler bu kanyona adını veren eserleri görmek, seytan deresi vadisi'nde zamanında beyaz tebeşirle çiziktirilmiş bu hat üzerinde yürümek ve bu obruğun içine dalmak için kayalar üzerine (artık hangi hayırsever kişi(ler) tarafından bırakıldıysa) bırakılan kırmızı okları izlemeye koyulacaktır. kanyona iniş tırmanma ve yüksek eğimli iniş yapma isteği, becerisi, kararlılığı olmayan kişilere kesinlikle önerilmemekle birlikte, obruğun içine doğru hoppidi hoppidi teke sıçramaları ile inişin keyfi müthiştir.
( https://eksisozluk.com/adamkayalar--2250093 )
https://www.akkum.net/component/k2/itemlist/category/6-akkum-tarihi-yerleri.html#sigProGalleriae9e9013ddc
Mersin'in önemli turizm merkezi olan Kızkalesi, Erdemli'ye 23, Mersin'e 65 km mesafededir. Özellikle yaz aylarında büyük bir canlılığın yaşandığı kasabaya, ulaşım minibüslerle sağlanmaktadır. Kasabada taşıma kooperatifi olduğu için ulaşım problemi yoktur. Günün her anında Mersin ve Silifke'ye ulaşmak mümkündür. Buranın tarihi adı Korykos'tur.
Kızkalesi, tarih içinde Selevkoslar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Ermeniler, Fransızların (Kıbrıs Krallığı), Karamanlılar ve Osmanlılar'ın hakimiyetinde kalmış önemli bir yerleşim bölgesidir. Yapılan ilk kazılarda buraya ilk yerleşimin MÖ. 4. yüzyıla ait olduğunu gösteriyor. Ünlü tarihçi Herodot, bu şehri Georges adında Kıbrıslı bir prensin kurduğunu yazar. Milattan sonra 72 yılında Roma hakimiyetine giren Kızkalesi, 450 yıl Roma yönetimine bağlı kalmıştır. Bu dönemdezeytincilikte büyük bir gelişme göstermiş ve zeytin yağı ihraç merkezi olmuştur. Bizanslılar döneminde Arap saldırılarına karşı çevresi surlarla çevrilmiştir. Daha sonra burası Selçuklular'ın ve Kilikya Ermeni Krallığı'nın eline geçmiştir. Ermeniler'in 14. yüzyılda artan Karamanoğlu saldırıları nedeniyle Kıbrıs Krallığı'na sattığı ve önemli bir ticaret limanı olan Kızkalesi, 1448yılında Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından ele geçirilmiş ve yeniden imar edilmiştir. 1471'de Osmanlılar'ın eline geçen Kızkalesi bu dönemde önemini kaybetmeye başlamıştır. Cem Sultan, 1482 yılında, Rodos Şövalyeleri'nin yolladığı gemiye binmeden önce bir süre burada kalmıştır.
Kızkalesi'nde adım atılan her yer tarihi dokuya sahiptir. Bugün, Kızkalesi'ndeki ören yerlerinde kalelere, kiliselere, sarnıçlara, su kemerlerine, kaya mezarlarına, lahitlere, taş döşemeli yollara rastlanılmaktadır. Kıyıdaki kalenin 500 metre açığındaki küçük bir adacık üzerine kurulu kaleye, Kızkalesi denilmektedir. Son yıllarda restore edilen Kızkalesi, sekiz kuleyle korunmuştur. Kalenin dış çevre uzunluğu 192 metredir.
Kızkalesi'nde eski dönemlerden kalma 4-5 tane kilise bulunmaktadır. Su kuyuları ve sarnıçların yanında, Lemas çayından su kemerleri ile getirilen sular, Kızkalesi'nin su ihtiyacını karşılamaktadır. Büyük kiliseye giden taş döşeli Kutsal Yol'da, yol boyunca dizilmiş irili ufaklı lahitler görenleri hayrete düşürmektedir.
Kızkalesi'nin 10 km kuzeyinde yer alan vadinin yükselen kayalık yamacına oyulmuş ve Adamkayalar adı verilen insan kabartmaları bulunmaktadır. Dönemin yönetici ve soylularını simgeleyen kabartmalardaki figürlerde, kimi elinde üzüm salkımı, kimi kanepeye uzanmış haldedir. Roma döneminden kalma toplam 13 tablodan oluşan Adamkayalar, Şeytanderesi'ne hakim bir yerdedir.
Yaklaşık 1500 haneden oluşan Kızkalesi'nin nüfusu 8139'dur (2000 yılı nüfus sayımına göre). Yaz mevsimi geldiğinde yazlık nüfusu 30000 civarına çıkmaktadır. Kızkalesi bugün Mersin ve Erdemli turizminin sembolü haline gelmiştir. Yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çeken kaleye, kıyıdan balıkçı motorları ile geçilmektedir. Yaz mevsiminde büyük bir turizm yoğunluğu yaşanan Kızkalesi'nde 15000 yatak kapasitesi vardır. Mevcut turizm tesislerinden bütün yıl boyunca faydalanmak mümkündür. Kızkalesi'nde yerli ve yabacı turistlerin güvenle girebileceği biri 300 metre, diğeri de 1200 metre uzunluğunda iki plaj vardır. Kızkalesi, yerli ve yabancı turistlerin güvenle tatil yapabilecekleri bir yer haline gelmiştir. Eğlence ve alışveriş merkezleriyle dikkatleri çekmektedir. Yaz sezonunda kasabada yapılan kültür, turizm ve spor festivalleri kasabaya canlılık getirmektedir.
Yerli halkının büyük kısmı Ayaş Türkmenleri tarafından oluşturulmuştur. Türkmenler konar-göçer hayattan yerleşik hayata geçmişler ve çiftçilikle uğraşmışlardır. Yaz mevsimi geldiği zaman Avgadı ve Akpınar(Pınarbaşı) yaylalarına çıkarlar. İçme suyu problemi olmayan Kızkalesi kasabasında, sulama suyu Lemas çayından cazibe yoluyla getirilmektedir. Bu su yeterli olmadığı için sondaj kuyuları ve kuyulardan da istifade edilmektedir. Kasabada halk geçimini tarım ve turizmden sağlamaktadır.
1991 yılına kadar köy iken aynı yıl içerisinde kasaba statüsüne alınmış ve belediyelik olmuştur.Daha sonra Belde Belediyelerin birleşmesi sonucunda Erdemli Belediyesine bağlanmıştır. Kızkalesi kasabası, Merkez, Toroslar, Akdeniz ve Mavideniz olmak üzere dört mahalleden oluşmuştur.
Sağlık ocağı bulunan kasabada iki eczane mevcuttur. Acil 112'de merkez durumdadır. Kasabada bir cami, bir ilköğretim okulu, PTT şubesi (Yaz aylarında Seyyar), polis karakolu, jandarma karakolu vardır.
Kızkalesi'nde Akdeniz iklimi hüküm sürer. Konar-göçer hayatı yaşayan Yörükler ise (özellikle Sarıkeçili Yörükleri) kış mevsimini kasaba ve çevresinde geçirirler. Tarımda yetiştirilen ürünlerin başında domates, salatalık, fasulye, marul, ıspanak, kayısı ve narenciye başta gelmektedir. Seralardan çok açıkta sebzecilik yapmak gelişmiştir. Yaylalara çıkan Yörükler yaylalarda da sebze yetiştiriciliği ile uğraşmaktadırlar.
Kızkalesi, Mersin'in en popüler tatil merkezidir. Adını aldığı kale, deniz içerisinde olup karadan 200mt. uzaklıktadır. Deniz kalesi dışında bir de deniz kalesi ile aynı paralel de karakalesi yer almaktadır. Kızkalesi ile ilgili bir çok hikaye olmakla birlikte koyun stratejik konumu nedeniyle saldırılara karşı önlem amacıyla denizkalesinin yapıldığı bu kalenin saldırıya karşı ilk savunma noktası olması ve ardından kara kalesininde savunma için desteği amaçlanmıştır.
Çanlı kilise Beldemizin hasan aliler mahallesinde bulunmaktadır.Tarihi günümüze taşıyan ender yapılardandır.Burası da tüm tatilcilerimizin uğrak yeridir.mutlaka görmelisiniz.
https://www.akkum.net/component/k2/itemlist/category/6-akkum-tarihi-yerleri.html#sigProGalleriaad4c3c055b
Cennet Çöküğünün 100 metre uzağında bulunan Cehennem Çöküğü, ürkütücü, derin karanlık ve sevimsiz görünüşü ile bu ismi fazlasıyla hak ediyor. Mitolojide Zeus'un Ejder Typhon'u burada hapsettiğine inanılıyor. Etrafı demir korkulukla çevrili, 50 m çapında ve128 m derinliğindeki dik duvarlı Cehennem obruğuna ise normal şartlarda inme imkanı bulunmuyor.
120 metredir. Ancak aşağı inilememektedir. Girişteki bilgi notuna göre Antik Yunan çağı efsanelerinde Typhon'un yaşadığı yerdir.
Silifke İlçesi Narlıkuyu Kasabası, Hasanaliler Mahallesinde Cennet Çöküğü ile yan yana bulunmaktadır.
Cennet çöküğünün 75 m kuzeyindeki Cehennem çukuru da Cennet çöküğü gibi oluşmuştur. Ağız çember çapları 50 m ve 75 m, derinliği 128 metredir. Kenarları içbükey olduğu için içerisine inmek mümkün olmamaktadır.
Mitolojiye göre Zeus, alevler kusan yüz başlı ejderha Typhon'u buradaki bir kavgada yendikten sonra, onu Etna Yanardağı'nın altına sonsuza dek kapatmadan önce bir süre Cehennem çukurunda hapsetmiştir.
https://www.akkum.net/component/k2/itemlist/category/6-akkum-tarihi-yerleri.html#sigProGalleria1dbc370a70
250 m. uzunluğunda, 110 m. genişliğinde ve 70 m. derinliğindeki Cennet Çöküğü, Korykos mağaralarının en büyüğüdür. Bir yeraltı deresinin yol açtığı kimyasal erozyondan dolayı tavanın çökmesi sonucu oluşmuştur. Çoğu antik 452 basamak, çöküğün tabanında bulunan 260 m. uzunluğundaki mağaraya götürür. Mağaranın girişindeki küçük kilise M.S. 5. veya 6. yy'a ait olup, Paulus adında dindar bir kişi tarafından Meryem Ana'ya ithafen yaptırılmıştır.
CENNET ÇÖKÜĞÜ MAĞARASI
Silifke İlçesi Narlıkuyu Kasabası, Hasanaliler Mahallesinde yer almaktadır. Bir yeraltı deresinin yol açtığı kimyasal erozyonla tavanın çökmesi sonucu meydana gelmiş büyük bir çukurdur. Elips biçimindeki ağız kısmı çapları 250 m ve 110 m olup derinliği 70 metredir. Çökük tabanının güney ucunda 200 m uzunluğunda ve en derin noktası 135 m olan büyük bir mağara girişi ve bu mağaranın ağzında küçük bir kilise vardır. Kilisenin giriş kapısı üzerindeki 4 satırlık kitabede, bu kilisenin V.yy'da Paulus adında dindar bir kişi tarafından Meryem Ana'ya ithaf en yaptırılmış olduğu yazılmaktadır.
Cennet çöküğünün içine her biri oldukça geniş 452 basamaklı taş bir merdivenle inilir. Kiliseye 300. basamakta varılır. Kiliseden sonraki mağaranın bitim noktasında mitolojik bir yeraltı deresinin sesi duyulur.
MERYEN ANA KİLİSESİ
Cennet Çöküğünün içerisinde, çok tanrılı dönem tapınma yeri olan mağaranın tam ağzında bir kilise inşa edilmiştir. Kilisenin giriş kapısı üzerindeki dört satırlık yazıttan, bu kilisenin Paulus adında dindar bir şahıs tarafından Meryem Ana adına yaptırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Kiliseyi yeterince koruyan üzerindeki kaya uzantısından dolayı yapının çatıya gereksinimi olmamıştır. Bununla birlikte, kilisenin doğusundaki apsis ile buna bitişik iki yan oda birer kubbe ile örtülmüştür. İ.S.12. yy.da apsisin kubbesi ve iç duvarları freskler ile süslenmiştir. Bugün konusunun ne olduğu açıkça anlaşılamıyacak derecede yıpranmış olan bu fresk aslında İsa’yı ve yanında havarilerini göstermektedir. Yapının kuzey ve güney duvarlarında birer sıra kemerli küçük pencere vardır. Kilise tarih olarak dışarıda bulunan tapınaktan dönme bazilika ile aynı dönemde yani en geç İ.S.5. yüzyılda en erken 6. yüzyıla tarihlenmektedir. Yapının kilise olarak ne zamana kadar kullanıldığı saptanamamıştır.
https://www.akkum.net/component/k2/itemlist/category/6-akkum-tarihi-yerleri.html#sigProGalleriaa8719a0065
Yazıttan da anlaşılacağı gibi Poimenios, Roma imparatorları Arcadius ve Honorius'un dostu ve bugünkü Büyükada, Kınalıada ve Heybeliada'nın o dönemlerdeki yöneticisi imiş.
Narlıkuyu'dan kuzeye doğru giden asfalt yolun 2. Kilometresinde antik şehir kalıntıları ile mağaraların bulunduğu yere ulaşılır. Roma ve Bizans dönemlerine ait yapı kalıntıları arasında hala ayakta duran üstü hatıllı kapı söğeleri ile taş kemerler, sarnıç ve Cennet Obruğu'nun hemen yanında Zeus Tapınağı bulunmaktadır.
{youtube}KFQt2Pymnqw{/youtube}
https://www.akkum.net/component/k2/itemlist/category/6-akkum-tarihi-yerleri.html#sigProGalleria4e39c19a8c
Beldemizin Kızıl isalı köyünde bulunan aslanlı mezar oldukça dikkat çekiçi ve muhteşem bir yapıttır.Bu bir anıt mezarı çağrıştırmaktadır.İlginç ve güzel bir sanat eseri görünümünde olan aslanlı mezar binlerce tatilcimizin akınına uğramaktadır.
https://www.akkum.net/component/k2/itemlist/category/6-akkum-tarihi-yerleri.html#sigProGalleria1f899695ae
Cennnet çöküğünün 300 m güneybatısındadır. İçine helezonik demir bir merdivenle inilir. Birbirine bağlantılı, toplam uzunluğu 200 metreyi bulan galeriler çok ilginç şekilli dev sarkıt ve dikitlerle süslüdür.İçi ışıklandırılmış olup,mağaranın astımlılara iyi geldiğine inanıldığı ve içinde dilek tutulduğu için Astım - Dilek Mağarası denmiştir. Mağarada sıcaklık ortalaması 15 derece santigrat olup, nem oranı yazın %85, kışın %95'eulaşır.Cennet ve Cehennem çökükleri ile Astım - Dilek Mağarası çevresindeki ağaç ve çalı dallarına burayı ziyarete gelenler dilek dileyip bez parçası bağlarlar.
Silifke İlçesi Narlıkuyu Kasabası, Hasanaliler Mahallesinde Cennet çöküğünün 300 m güneybatısındadır. İçine helezonik demir bir merdivenle inilir. Birbirine bağlantılı, toplam uzunluğu 200 metreyi bulan galeriler çok ilginç şekilli dev sarkıt ve dikitlerle süslüdür. İçi ışıklandırılmış olup, mağaranın astımlılara iyi geldiğine inanıldığı ve içinde dilek tutulduğu için Astım - Dilek Mağarası denmiştir. Mağarada sıcaklık ortalaması 15 derece santigrat olup, nem oranı yazın %85, kışın %95'e ulaşır.
Cennet ve Cehennem çökükleri ile Astım Mağarası çevresindeki ağaç ve çalı dallarına burayı ziyarete gelenler dilek dileyip bez parçası bağlarlar.
https://www.akkum.net/component/k2/itemlist/category/6-akkum-tarihi-yerleri.html#sigProGalleriad615953118
7 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi